Pages - Menu

15 Nisan 2013 Pazartesi

Karanlığın Efendileri serisi: En Karanlık Gece


Karanlığın Efendileri Serisi – En Karanlık Gece (ilk kitap) 



Maddox ve arkadaşlarının lanetlenmiş hikâyesini duydunuz mu? Ya da Ashlyn’in kocaman aşkını? Okuyacak kitap arayanlara öneriyorum bu kitabı, çok keyif alarak okudum. Siz de okuyun derim.  

Hikâyemiz mitolojiye dayanıyor. Daha önce Tanrıça’yı okumuş ve mitolojik serilere bayılmış biri olarak sevdim kitabı. Maddox ve arkadaşları yani Karanlığın Efendileri tanrılar tarafından DimOuinak adlı kutuyu koruma amacıyla yaratılmış savaşçılardır. Kutuyu koruma görevi bir süre sonra kadın savaşçı Pandora’ya verilince bizim haşin savaşçılar bu duruma sinirlenir ve savaş çıkartır. Savaş esnasında kutu açılınca tanrılar çok sinirlenir ve savaşçıların her birini farklı bir lanetle cezalandırır.

Ceza sonucu her savaşçının içine birer iblis yerleşir. Maddox-şiddet,  Lucien-ölüm, Reyes-acı, Paris-şehvet, Aeron-gazap, Torin-hastalık şeklinde…

Hepsi içindeki iblise göre hareket etmek zorunda kalır, çoğu zaman iblise ayak diremeye çalışıp onu kontrol etmek isteseler de yenildikleri anlar olabiliyor. Maddox içindeki şiddete yenilenlerden biri. Bir gün sinirlenip Pandora’yı öldürdüğü için tanrılar tarafından ikinci kez lanetlenir ve tıpkı Pandora’nın öldüğü gibi her gece karnından kılıç yaraları ve dayanılmaz acılar eşliğinde ölmek zorunda kalır. Her gece ölüp ertesi sabah diriliyor yani, savaşçılar ölümsüz çünkü.

Bu lanetli savaşçılar Budapeşte’de yüksek tepeler üzerine kurulu bir kalede yaşarlar. Yaşadıkları bölgenin insanları gizemli ve yardımsever oldukları için savaşçılarla ilgili efsaneler üretirler. Çoğuna göre onlar birer melek :) Yalan da değil hani :P

Serinin ilk kitabı daha çok Maddox ağırlıklı, sanırım her kitapta farklı karakterin hikayesi olacak ki böyle olması hoşuma gider açıkçası çünkü diğer karakterler de birbirinden ilginç.

Kahramanları ve esas adamımızı (Maddox) anlattım sıra geldi esas kızımız Ashlyn’e.  Ashlyn kızımızın Budapeşte’ye gelişi tamamen iş amaçlı olsa da kahramanlarımızla tanışma şekli kesinlikle bilinçlidir. Ashlyn psişik bir güce sahip. Üzerinde olduğu toprakta geçen tüm konuşmaları duyma özelliğine sahip. Konuşmaların hangi zamana olduğunun hiçbir önemi yoktur çünkü o konuşulmuş olan her sesi duyabiliyordur. Çocukluğundan beri duyduğu bu sesler yüzünden zor bir hayat geçirdiğinden bu durumdan bıkmıştır artık. Bir parça sessizlik ve huzur için her şeyi yapabilecek hale gelmiştir.

Budapeşte gezisi sırasında insanların ve kulağına gelen geçmiş seslerden tepede yaşayan “melekler” ile ilgili ilginç bilgiler edinir. Tepedeki adamların ona sesler konusunda yardım edebileceklerini düşünüp tepeye çıkar.

Aynı anlarda Maddox kaleye yaklaşan yabancılar olduğunu tespit edip silahlanıp ormana iner. Kalenin etrafındaki kötü kişileri hakladıktan sonra Ashlyn’le karşılaşır.. Ashlyn ise Maddox’la aynı ortamda bulunduğu andan itibaren sessizliğe gömüldüğünü büyük bir sevinçle fark eder. Öyle hoşuna gider ki bu durum Maddox’ın uyarılarını ve tehdit olabilme ihtimalini kulak arkası yapıp Maddox’la birlikte kaleye gitmek zorunda kalır… Maddox ölüm zamanı yaklaştığından kızın icabına bakamaz çünkü ilk andan itibaren kızdan etkilenir hatta kız için kuralları bile çiğner.

Savaşçılar, kutu, aşk, Tanrılar derken avcıları unutuyordum az daha. Avcılar kahramanlarımızı öldürüp dünyadan yok etmeye çalışan kişiler oluyor. Maddox ve arkadaşları kaleyi en çok da avcılardan korumak için çalışırlar. Ashlyn bu nedenle ilk andan itibaren hep bir tehdit olur kahramanlar için ama Maddox ilginç bir şekilde Ashlyn’i korur çünkü ikisi de müthiş bir çekim gücüne kapılırlar…

Her ne kadar devamını anlatmak istesem de okuma keyfinizi kaçırmak istemediğimden susuyorum. Kitabı öneriyor muyum? Tabii ki evet! Okumalısınız bence.  Yazar teyzemiz aşık olunacak kötü adamlar yazmış. 

Serinin ilk kitabını beğendim bu yüzden puanım 5 üzerinden 5.


Serinin ikinci kitabı olan En Karanlık Öpücük sırada bekliyor. Okur okumaz yorumumu yapacağım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder