Pages - Menu

3 Nisan 2013 Çarşamba

Karen Marie Moning / Ateş Serisi I-II


KARANLIK ATEŞ –  Kan Ateşi / Karen Marie Moning





Ateş serini duydunuz mu bilmem ama ilk iki kitabını hemen okudum. Seri toplamda beş kitaptan oluşuyor. Türkiye’de hali hazırda ilk üç kitabı yayınlandı, devamını merakla bekliyoruz.

İlk kitap Karanlık Ateş ile başlıyor. Yirmi iki yaşında mutlu bir genç kız olan Mac adında bir kızın, ablasının okumak için gittiği İrlanda’da öldürülmesiyle değişen hayatını anlatıyor. Ablanın ölümü aile için tam bir yıkım olur ama Mac bunu kolay kolay kabul etmez. Polislerin katille ilgili hiçbir iz bulamaması üzerine İrlanda’ya gitmeye karar verir Mac. Ailesi gitmemesi konusunda çok ısrar etse de anne-babasını gözü yaşlı ve kırgın bırakıp yollara düşer.


Kardeşinden gelen iki sesli mesajı dinledikten sonra gitme kararı iyice güçlenir. Daha ilk günden hem kardeşinin sesli mesajları hem de geldiği gece barda yaşadığı küçük bir olay tuhaf şeylerin olduğu konusunda ipuçları verir.

Olayların başlangıcı ise Mac’in bir kitapçıya girip “Şi-sa-du” kelimesinin anlamını sormasıyla olur. Ertesi sabah kitapçının sahibi olan Barrons oteline kendisini ziyaret eder. Barrons, Mac’e derhal ülkeyi terk etmesini, evine dönmesi gerektiğini aksi halde bu şekilde çok fazla yaşamayacağını söyler ama bizim kız dinlemez tabii.


Barrons ile yolları tekrar kesiştiğinde Mac sadece romanlarda okuduğu fantastik şeylerin var olduğunu öğrenir. Yazılışı Sinsar Dubh okunuşu Şi-sa-du olan şey aslında herkesin ele geçirmek istediği bir kitaptır. Kitap kan döküp savaşılacak kadar değerlidir. Mac’in kardeşi de ölmeden önce bıraktığı iki sesli mesajda bu kitaptan bahsedip onu mutlaka bulmalıyız başkasının eline geçmemeli şeklinde şeyler söylemiştir. Mac’in amacı kardeşinin katilini bulmaktır, Barrons’un ise kitabı ele geçirmek.

Barrons, Mac’in bir Sidhe Kahini (Şi Kahini şeklinde okunuyor) olduğunu anlayınca onu dedektör olarak kullanmaya başlar. Bundan sonra ikilimiz kitap peşinde koşmaya başlar. Ama olay sadece bundan ibaret değildir çünkü kitap o kadar değerli ve açıklanamayan bir güçtür ki peşinde olan çokça kişi vardır.

Kitapta Kahinler dışında farklı karakterler de var. Mesela Melunlar, gölgeler, Fae’ler, Seks bağımlısı Priyalar ve V’lane’ler…





Karanlık bölge diye bir yer var gündüzleri terk edilmiş harabe bir mahalle görünümünde olsa da akşam çöktüğünde gölge’lerin cirit attığı ölümün kol gezdiği bir bölgeye dönüşüyor. Gölgelerden korunmanın tek yolu ışık! Bu yüzden Mac yanında fener olmadan adım atmıyor.

Fae’ler ise cinler, periler diye nitelendireceğimiz yaratıklar. Kendi içlerinde kastları, zümreleri hatta liderleri falan var. Ölümcül seks Fae’si var mesela ki Mac adamı her gördüğünde farkında olmadan soyunmaya başlıyor. Bu Fae, ölümcül derecede seks Fae’sidir yani onunla birlikte olduktan sonra öleceğinizi bilseniz bile yine de onunla birlikte olmak isteyecek kadar güçlü bir Fae. Yaydığı etki ve görüntüsü karşısında direnmek için ölümcül bir güce sahip olunmalı yoksa gitti…

Mac bir yandan kız kardeşinin katili aramak için ipucu bulmaya çalışırken diğer yandan Barrons ile birlikte hiç göremeyeceği kadar karanlık ve tehlikeli yerlere giderler. Mac kendisi FGO dedektörü adını takar. FGO Fae Güç Objesi anlamına geliyor. Sinsar Dubh’yu ararlarken kitabı buldukları takdirde etkisini gücünü kullanabilmek için bu tarz objelere ihtiyaçları vardır.

Mac sıradan bir kızken Şi Kahini olduğunu hatta ikinci kitapta aile geçmişiyle ilgili farklı şeyler öğreniyor. Serideki en büyük sırlardan biri şüphesiz Barrons!

Adam her şeyiyle sır. Mac ile birlikte seri boyunca bilgi kırıntıları topluyoruz. Yazar o kadar iyi saklamış ki adamı daha ne olduğunu bile bilmiyoruz. Mac ile aralarında tuhaf bir ilişki var. Sürekli bir didişme ve birbirlerini kollama durumunda yaşıyorlar. Barrons her defasında hayatını kurtarır kızın. Aralarında bazen çekim gücü olsa da Barrons hep gizemli olduğundan adı konulacak bir şey çıkmaz ortaya =) Serinin devamında Barrons’la ilgili çok daha fazla bilgi edineceğimizi umuyorum. Hatta Mac ile aralarında bir şeyler olacağını düşünüyorum bunun sinyallerini ilk kitaptan beri alıyordum zaten ama ikinci kitapta bir tık daha emin oldum.

Yazarın Barrons’u bu kadar saklamasından bir şeyler çıkar mı merak ediyorum. Belki de ters köşe olmaya hazır olmalıyız =)

Gizemli ölümcül güce sahip Sinsar Dubh denilen kitabı çok merak ediyorum. Kitap ne zaman ellerine geçecek, geçtiğinde neler olacak hep bir gizem. En çok da Mac’in kitaba yaklaştığında ortaya çıkan hastalığı ilginç. Kitap o kadar güçlü ki Mac ve Barrons ona yaklaştığında Mac hastalanıp kendinden geçiyor her seferinde. Daha önce hiç kimse Sinsar Dubh’a bu kadar yaklaşmamış. Barrons, Mac sayesinde kitabın hangi ortamda olduğunu anlayabiliyor çünkü Mac Şi Kahinin olmanın verdiği özel güçlere sahip. Fae objelerini ve kitabı hisseden tek kişi olduğu için ölümcük seks Fae’si V’lane ve yaşlı bir kadın olan Rowena da Mac’in peşinde. Her ikisi de kızın kendi taraflarına geçmesini istese de Mac şimdilik Barrons’un yanında kalır ne de olsa kaç kez ölümden kurtardı Barrons kızcağızı =) Mac, adamın yanında kalmasına rağmen iyiler ve kötüler diye bir liste çıkardığında Barrons’u ne tarafa koyacağına bir türlü karar veremedi. Ben Barrons’un iyi olduğuna ve kitabı kötü niyetli bir şekilde istemediğine inanıyorum ama yazarın ne yapacağını kestiremiyorum.

Hareketli ve heyecanlı bir seri, çok beğenerek okudum. Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum, ikinci kitap o kadar heyecanlı bir yerde bitti ki anlatamam! Sinsar Dubh’ı aramak için kalkıp Dublin’e gideceğim neredeyse :P



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder